Ağaçlandırma çalışmalarının sürmesi çok önemli olmakla birlikte, bu asla yol veya bina yapımı için kesilen eski bir ağaç yerine "ağaç dikeriz" anlamına gelmemelidir. Bir ağaç 30 yılda yetişkin bir ağaç haline ancak geliyor. Eski bir ağaç; yalnızca bir ağaç değildir. O artık içinde ve üstünde yaşayan canlıların bir parçasıdır. Bir ağacı kestiğinizde o yaşamları da yok ediyorsunuz. Hele bu yok edilen ağaçlar ormanda ise; ormanın içinde barınan tüm canlı yaşamını, insanın geleceğini tehlikeye atıyorsunuz demektir.
Osmanlı’dan günümüze uzanan eski bir Mahalle; evleri, sokakları, dükkanları ve pazarı ile, Zümrüd-ü Anka kuşu gibi küllerinden yeniden doğuyor. Mahalle Evleri’nin arasında kurulan “Kadınlar Pazarı”nın uzun bir aradan sonra “Mahalle Pazarı” olarak yeniden canlanmasına tanık oluyoruz Akçakoca’da… Akçakoca’nın bildiğimiz en eski hikayesi, Cenevizliler ve eski Roma dönemine kadar uzanıyor. Köklü, tarihsel ve arkeolojik çalışmalar yapılamadığı için, altında yatan tarihi dokusu ile gizemini hala koruyan bir yer Akçakoca. 1961 yılında Avusturya Bilim Akademisi’nin önderliğinde; Akçakoca’ya gelen araştırma ekibi, Akçakoca’nın genişleyen şehir merkezinin antik ve büyük bir yerleşim yeri olduğu kanaatine varıyor. Ama ellerindeki verilerle Akçakoca Tarihinin Roma’lılardan öncesine dayandığına dair bir kanıt bulamıyorlar. Kale ve kale çevresinde yerleşim alanları olduğu tahmin ediliyor ama daha sonra bu konu üzer...
Yorumlar
Yorum Gönder