Ana içeriğe atla

"DOĞA İLE UYUMLU KENTLER OLUŞTURMALIYIZ"

 Akçakoca Belediyesi Mavi Bayrak için başvuru kriterlerinde yer alan etkinliklerden birini daha gerçekleştirdi. Panelin açılış konuşmasını Mavi Bayrak ile ilgili çalışmaları yürüten Abidin Eskici yaptı.

"Akçakoca'da iklim değişikliği, doğal sistemler ve kıyı alanlarını; sürdürülebilir kalkınma ilkeleri doğrultusunda, doğa tabanlı ve yerel yönetim odaklı bir dirençlilik persfektifiyle ele almayı amaçlayan" panele D.Ü. Orman Fakültesi hocalarından Prof. Dr. Necmi Aksoy, Prof. Dr. Engin Eroğlu,  Prof. Dr. Kıvanç Ak, Prof.Dr. Osman Uzun katıldılar.

Orman Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi olan Sayın Aksoy ; "Yaşanan bir laboratuvar Kent Akçakoca'da Sürdürülebilir Eko Sistemler için Botanik Bahçesi önerisini" anlattı. "Türkiye'de botanik bahçesi sayısının çok düşük olduğunu, bu bahçelerin çoğaltılarak yok olmak üzere olan endemik türlerin koruma altına alınabileceğini, bu bahçelerin aynı zamanda turizme de katkı sağlayacağını,"vurgulayan Aksoy, "Akçakoca'da böyle bir çalışma için destek verebileceklerini," söyledi. 


Prof. Kıvanç Ak , Kıyı Alanlarında sürdürülebilir ve dirençli planlama ve tasarım ilkeleri üzerine yaptığı sunumda;  "doğaya uyumlu, doğayla iç içe planlamalar yapılmasının, yapılaşmanın fırtına ve dalgaların hareketleri dikkate alınarak olması gerektiğini," anlattı. "Denizin hemen bitiminde yapılaşma olmasının yanlış olduğunu," söyledi.


   

Konu ile ilgili daha detaylı bilgi almak isteyenler TMMO  Peysaj Mimarlar Odası'nın Akçakoca kent açık ve yeşil alan planlama ve tasarım yaklaşımları adlı dosyayı inceleyebilirler.

chrome-extension://efaidnbmnnnibpcajpcglclefindmkaj/https://api2.peyzajmimoda.org.tr/uploads/portal/resimler/ekler/5f92bec8e95fc52_ek.pdf

Prof. Engin Eroğlu " İklim değişikliğinin Akçakoca'da vejetasyon üzerindeki etkileri; Sürdürülebilir Kentsel Eko sistemler ve Dirençlilik Persfektifi" üzerine yaptığı sunumda; "iklim değişikliğinin son on yılda iklim krizine dönüştüğünden bahsederek ekolojik bütünlüğün nasıl korunabileceğini," anlattı. 

"Hangi ağaçların, bitkilerin bölge için daha verimli olacağı konusunda çalışmalar yapılmasının, karbon ölçümlerinin öneminden" bahseden Eroğlu, " Bu ölçümlerin gelecekte daha önemli olacağını, kökleri derinlerde olan tarımsal üretime yatırım yapılmasının getirilerini," anlattı. ( Armut yetiştiriciliği vb)


Ve Prof. Uzun " Yerel Yönetimler ve sürdürülebilir ve Dirençli Kentler : IPBES Nexus ve Dönüştürücü Değişim yaklaşımıyla Akçakoca'da mavi- yeşil alt yapı stratejik planlaması," üzerine yaptığı sunumda; "tüm bu planlamalar yapılırken kent bileşenlerinin işbirliği içinde olması gerektiğini ve bütünsel bir uzlaşmanın önemli olduğunu," anlattı. " Doğa ile savaşan değil, doğa ile birlikte çözüm arayan yaklaşımların önemli olduğunu," vurguladı. 


YORUM : Mavi Bayrak almak için düzenlenen bu panelde dinleyiciler olarak biz ne aldık?

Doğayla uyumlu yaşamayı öğrenip, birlikte yaşamanın formüllerini bulamazsak gelecek kuşaklara yaşanabilir bir çevre bırakamayacağız. 

Birlikte yaşamak denildiğinde bunu sürdürebilmenin yolunu da yukarıdaki tabloda göstermiş  Sayın Osman Uzun.

"Sürdürülebilirlik;  EKONOMİK, SOSYAL, ÇEVRESEL 

açıdan gerçekleştirilebilir olmalıdır." 

 


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ağustos Böceği ile Katamaran

MÖ 6. yüzyılda yaşamış, eski Yunan masalcısı Ezop’un   masal kahramanları hayvanlarmış... Bu masallardan Ağustos Böceği ile Karınca’nın masalını bilmeyen yoktur. Masal, eğlenmeyi çok seven Ağustos Böceği ’nin bütün bir yaz şarkı söyleyip, eğlenirken, tam tersini yapan Karınca ’nın bütün yaz çalışarak, kış için erzak deposunu doldurduğunu anlatır. Ve acımasız kış gelir, Ağustos böceği bütün yaz eğlenmekten ambarına yiyecek koymaya zaman bulamamıştır. Çaresiz aç kalınca komşusu Karınca’nın kapısını çalar. Karınca’nın cevabı kıştan daha acımasızdır; “Madem bütün yaz saz çaldın, oynadın, şimdide oyna öyleyse” der ve kapıyı Ağustos Böceğinin yüzüne kapatır... Bu masalı çocukluğumdan beri çok acımasız bulmuşumdur; Ağustos Böceği’nin bütün yaz sıcaktan, çalışmaktan yorulmuş karıncalara ve diğerlerine şarkılar söyleyerek, neşe katarak hayatlarını kolaylaştırdığını düşündüğüm için acımasız bulmuşumdur. Eğer arkadaş olmayı başarsalardı; Çalışmaktan başka amacı olmayan Karınca ile e...

GARAJI OLMAYAN APARTMANLARDA OTOPARK SORUNU ARTIYOR!

AKÇAKOCA İÇİN ÇOK GEÇ OLMADAN YENİ BİNALARDA GARAJ YAPIMI ZORUNLU OLMALIDIR. 30 MART 2014 YEREL SEÇİMLERİNDE SEÇİLEN BELEDİYE BAŞKANI SAYIN CÜNEYT YEMENİCİ'DEN BU SORUNU ACİL OLARAK ÇÖZÜLECEK SORUNLAR LİSTESİNE ALMASINI BEKLİYORUZ! Akçakoca’da inşaatlar son hızla devam ederken, yapılan inşaatların çoğunda garaj yapılmasının ihmal edilmesi nedeniyle, kaldırımlar park yeri olarak kullanılmaya başlanmıştır. Hızla büyüyen ve en az 40 dairelik inşaatlarda bile, araçlar için park yeri ayrılmaması Akçakoca’nın sokaklarını kısa zamanda tüketecektir. Bu sorunun en önemli muhatabı belediye ve belediye meclis üyeleridir. Yeni yapılan apartmanlara garaj yapımı yerine belediyeye harç ödenerek, garaj yapımından vazgeçme seçeneğinin bir an önce kaldırılması gerekmektedir. 1994 yılında çıkarılan Otopark Yönetmeliğin 4. maddesi ; “Binayı kullananların otopark ihtiyacının bina içinde veya parselinde karşılanması esastır. Ön ve yan bahçe mesafeleri otopark olarak kullanılamaz. 81-120 m² arasın...

Geçmişin İzinde...

Osmanlı’dan günümüze uzanan eski bir Mahalle;  evleri, sokakları, dükkanları ve pazarı ile,  Zümrüd-ü Anka kuşu gibi küllerinden yeniden doğuyor.  Mahalle Evleri’nin arasında kurulan “Kadınlar Pazarı”nın uzun bir aradan sonra “Mahalle Pazarı” olarak yeniden canlanmasına tanık oluyoruz Akçakoca’da… Akçakoca’nın bildiğimiz en eski hikayesi, Cenevizliler ve eski Roma dönemine kadar uzanıyor.  Köklü, tarihsel ve arkeolojik çalışmalar yapılamadığı için, altında yatan tarihi dokusu ile gizemini hala koruyan bir yer Akçakoca. 1961 yılında Avusturya Bilim Akademisi’nin önderliğinde; Akçakoca’ya gelen araştırma ekibi, Akçakoca’nın genişleyen şehir merkezinin antik ve büyük bir yerleşim yeri olduğu kanaatine varıyor. Ama ellerindeki verilerle Akçakoca Tarihinin Roma’lılardan öncesine dayandığına dair bir kanıt bulamıyorlar.  Kale ve kale çevresinde yerleşim alanları olduğu tahmin ediliyor ama daha sonra bu konu üzer...